Bir zamanlar yemyeşil otlarla kaplı güzel bir vadide küçük bir kuzu yaşarmış. Adı Pofudukmuş. O kadar tatlıymış ki herkes onu çok severmiş. Pofuduk her sabah erkenden uyanır, annesiyle birlikte yemyeşil otları yiyerek karnını doyurur, sonra da bütün gün arkadaşlarıyla oyun oynarmış.
Bir sabah uyandığında vadi biraz değişik görünmüş gözüne. Her zaman yediği o güzel yemyeşil otların sararmaya ve kurumaya başladığını fark etmiş. Rüzgar hafifçe esiyor ve kurumuş otların arasından hışırtılı, tatlı bir ses çıkarıyormuş. Bu ses ilk başta onu biraz ürkütmüş ama daha sonra kulak verdiğinde bu sesin oldukça huzur verici olduğunu düşünmüş.
Yine de Pofuduk üzülerek annesine dönmüş:
“Anne, bizim otlarımız neden böyle sararıp kuruyor? Artık onları yemek istemiyorum. Hem bu sesler nedir böyle? Bana biraz korkutucu geliyor.”
Annesi onu sevgiyle yanına çağırmış ve şöyle demiş:
“Üzülme yavrum, bu otların kurumasının da bir sebebi var. Doğa büyük bir denge içindedir. Her şey birbirine yardım eder. Bu kuru otlar, toprağa karışır ve toprağı besleyerek yeni otların daha sağlıklı ve güçlü büyümesini sağlar.”
Pofuduk şaşırmış ve annesine merakla sormuş:
“Gerçekten mi anne? Kuruyan otlar yeni otlara nasıl yardımcı olabilir ki?”
Annesi tatlı tatlı anlatmış, “Evet yavrum. Kuruyan otlar, rüzgarın yardımıyla toprağa dökülür ve toprağın zenginleşmesine yardımcı olur. Böylece doğa yeniden canlanır.”
O gece Pofuduk yatağına uzanmış ve gözlerini kapadığında rüyasında yine aynı vadideymiş. Ama bu defa otlar tamamen kurumuş ve etrafta hafifçe esen rüzgar kuru otları yavaşça dalgalandırarak tatlı tatlı hışırtılar çıkarıyormuş. Birden yanında bilge ve yaşlı bir koyun belirmiş.
Pofuduk ona merakla sormuş: “Bu kurumuş otların sesleri doğanın bir şarkısı mı gerçekten?”
Bilge koyun sevgiyle gülümseyerek cevap vermiş, “Evet, küçük kuzucuk. İşte bu doğanın dengesidir. Her şeyin bir görevi vardır. Bugün kuruyan otlar, yarının yemyeşil vadisini hazırlar. Doğanın dengesini anladığında, aslında korkacak hiçbir şey olmadığını görürsün.”
Pofuduk sabah uyandığında içinde büyük bir huzur hissetmiş ve hemen annesine koşmuş. “Anne, ben artık doğanın dengesini anladım! Kuruyan otları artık seviyorum ve o hışırtılı sesler artık bana hiç korkutucu gelmiyor.” demiş.
Annesi gülümseyerek, “Aferin sana, Pofuduk! İşte bu, doğanın gücünü anlamaktır.” demiş.
O günden sonra Pofuduk ve arkadaşları, kuru otları ve hışırtılarını gördüklerinde huzurla dolarak, doğanın dengesini birlikte kutlamışlar. Artık herkes, doğanın her hâlinin güzel ve anlamlı olduğunu anlamıştı.



