Bir varmış, bir yokmuş… Yaz mevsimi, doğanın en güzel zamanlarından biriydi. Güneş parlak ışıklarıyla toprağı ısıtırken, çiçekler rengârenk açmış, kuşlar cıvıldayarak dalların arasında dans ediyordu.
Ormanda neşeli bir ağustos böceği yaşardı. Kocaman yeşil kanatları ve zarif ince bacaklarıyla, gün boyunca şarkılar söyler, ağaçların dallarında zıplar ve yazın tadını çıkarırdı.
Ancak, aynı ormanda yaşayan karınca ise çok farklıydı. O, sabah erkenden kalkar, gün boyunca çalışır, kış için yiyecek toplardı. Sıcak yaz günlerinde bile hiç durmaz, toprak altındaki yuvasına tahıl, buğday ve meyve parçaları taşırdı.
Ağustos Böceği’nin Rahatlığı
Bir gün, ağustos böceği kanatlarını çırparak bir ağacın dalına kondu. Aşağıda hummalı bir şekilde çalışan karıncayı fark etti ve ona seslendi:
“Sevgili dostum karınca! Yazın en güzel günlerindeyiz. Güneş parlıyor, rüzgâr yumuşak esiyor. Gel, benimle şarkı söyle ve dans et!”
Karınca, sırtında taşıdığı buğday tanesini yuvasına bırakırken derin bir nefes aldı ve ağustos böceğine baktı:
“Ah, sevgili ağustos böceği! Şimdi çalışmalıyım. Kış kapıda ve yiyecek depolamazsam aç kalırım. Sen de kış için hazırlık yapmalısın.”
Ağustos böceği gülerek kanatlarını salladı:
“Aman karınca, kış çok uzak! Şu güzel havanın tadını çıkar! Kötü günleri düşünerek neşeni bozmamalısın.”
Karınca başını iki yana salladı, ama tartışmaya girmedi. Ağustos böceği ise günlerini şarkı söyleyerek, çimenlerde dans ederek ve rüzgârla oynamaya devam etti.
Kışın Gelişi
Zaman hızla geçti. Parlak yaz güneşinin yerini soğuk rüzgârlar aldı. Ağaçların yaprakları sararıp döküldü, gökyüzü griye büründü. Sonbahar geçti, kış geldi. Kar taneleri hafif hafif düşmeye başladığında, ağustos böceği ilk defa açlığını hissetti.
Eskiden bolca yiyecek bulduğu çimenler artık karla kaplıydı. Çiçekler solmuş, böcekler saklanmış, kuşlar sıcak diyarlara göç etmişti. Ağustos böceği üşüyordu, midesi açlıktan guruldamaya başladı.
Günler geçtikçe yiyecek bulmak daha da zorlaştı. Ağustos böceği, titreyerek karıncanın yuvasına doğru yola çıktı.
Ağustos Böceği Karıncadan Yardım İster
Kapıya geldiğinde hafifçe vurdu. İçeriden sıcacık bir ışık sızıyordu. Karınca kapıyı açtığında şaşırdı. Ağustos böceğini aç, bitkin ve üşümüş halde buldu.
Ağustos böceği utanarak başını eğdi:
“Sevgili dostum karınca, bütün yaz boyunca eğlenmekle meşguldüm. Şimdi ise açım ve soğuktan titriyorum. Bana biraz yiyecek verir misin?”
Karınca bir süre düşündü, sonra yavaşça konuştu:
“Peki, yazın ne yaptın ağustos böceği?”
Ağustos böceği utançla cevap verdi:
“Şarkılar söyledim, dans ettim, rüzgârla oynadım…”
Karınca gülümsedi:
“Öyleyse dostum, madem yazın şarkı söyledin, kışın da dans et!”
Ağustos böceği başını önüne eğdi. Karıncanın haklı olduğunu biliyordu. Eğer yazın azıcık bile çalışsaydı, şimdi aç ve üşümüş olmazdı.
Ancak karınca, dostuna tamamen sırt çevirmedi. Ona sıcak bir çorba verdi, birkaç gün dinlenmesine izin verdi. Ama ona şu öğüdü de verdi:
“Gelecek yıl, yaz geldiğinde sadece şarkı söylemekle yetinme. Biraz çalış, biraz eğlen. Hayatta denge çok önemlidir.”
Ağustos böceği başını salladı. “Söz veriyorum,” dedi.
Ve gerçekten de bir sonraki yaz, şarkı söylemeye devam etti ama bu kez kış için yiyecek toplamayı da ihmal etmedi.
Böylece çalışkan karınca ve dersini alan ağustos böceği, bir daha aç kalmamak için birlikte çalıştılar.
SON



